Ekmek rehberi
Ekmeğin tarihçesinden besin değerine, hamurun bileşenlerinden bayatlamayı geciktirmenin yollarına kadar merak ettikleriniz.
Ekmek nedir?
Ekmek; buğday unu, maya, tuz ve suyun belli oranlarda karıştırılıp yoğrulması ve hamurun belli bir süre mayalandıktan sonra pişirilmesiyle elde edilen temel bir gıda maddesidir. Mısır, çavdar ve arpa gibi tahılların unlarıyla da ekmek yapılabilir.
Karbonhidrat ve protein kaynağı olan ekmek, özellikle tahıla dayalı beslenmenin yaygın olduğu ülkemizde beslenme açısından büyük önem taşır.
Ekmeğin tarihi, medeniyetlerin tarihi kadar eski
Ekmek, insanoğlunun bilinen en eski ve en önemli gıda maddesidir. Genel kabule göre ilk insanlar, su ile ıslatılıp kendi hâline bırakılmış buğday kırmasında gözeneklerin oluştuğunu görmüş ve lezzetinin iyi olduğunu anlamışlardır. Cilalı Taş Devri'nde (Neolitik Çağ) kestane ve meşe palamudu gibi bitkisel ürünlerin ezilip suyla karıştırılmasıyla elde edilen hamurun, kızgın taşlar üzerinde ya da kül içinde pişirilerek yendiği de bilinmektedir.
Araştırmalara göre M.Ö. 4000 yıllarında Babilliler özel fırınlarda ekmek pişirmeyi biliyorlardı. M.Ö. 4300 yıllarında değirmencilik ve fırıncılık sanatının icra edildiği, kazılarda elde edilen bulgulardan anlaşılmıştır. M.Ö. 2600 yıllarında Eski Mısırlılar, buğday unu ve su karışımından elde edilen hamura maya kattıklarında ekmeğin daha yumuşak ve kabarık olduğunu fark ettiler.
Mayanın tesadüfen bulunmasının ardından beyaz ekmek, Mısır'da soyluların ve sarayın simgesi hâline geldi. Zenginlerin rağbet ettiği bu mayalı ekmekler öyle değer kazandı ki Eski Mısır'da para yerine bile kullanılmaya başlandı. Mısır'dan Roma'ya, ardından Batı Avrupa'ya yayılan mayalı ekmek, son asırda dünyanın hemen her yerinde sofralardaki yerini aldı.
Avrupalılar buğdaydan önce çavdar gibi diğer tahıl ürünlerini kullanmış, 15. yüzyılda buğdaydan beyaz ekmek yapımına başlamışlardır. Mikroorganizmaların ve mayanın etkisinin bilimsel olarak anlaşılmasından (19. yüzyıl) sonra ekmek üretimi bir sanayi dalı hâline gelmiştir.
Yeryüzünde en fazla ekmek tüketen toplumların başında Türkiye gelir.
Yurdumuzda yaygın olarak buğday unundan ve mayalanmış hamurdan üretilen ekmek tüketilir. Kısıtlı da olsa bölgelere göre mısır, yulaf, çavdar ve benzeri tahıllardan da ekmek üretilir.
Un, su, tuz ve maya
1Un
Buğday unu, temizlenmiş ve tavlanmış buğdayın öğütülmesiyle elde edilen yarı işlenmiş bir gıdadır. Unun kuvvetli oluşu, özellikle ekmekçilikte protein miktarı ve kalitesiyle ilgilidir.
Renk, protein miktarı ve kalitesi, su tutma kapasitesi, yoğurma ve fermantasyon toleransı, hamurun gaz oluşturma ve glutenin gaz tutma kapasitesi ekmeklik unların başlıca kalite göstergeleridir.
2Su
Hamurda diğer bileşenlerin karışmasını sağlayan, hamura istenen akışkan yapıyı kazandıran, mayalanmayı mümkün kılan ve son ürün kalitesi üzerinde etkili olan bileşendir.
3Tuz
Genel anlamda sodyum ve klor elementlerinden oluşan beyaz, kristal bir maddedir. Ekmekçilikte kullanılan tuzda aranan başlıca özellikler:
- Depolanırken topaklanmaya neden olmayacak granül yapıda olması
- Fiziksel olarak temiz, parlak ve beyaz olması
- Suda çözünürlüğünün yüksek olması
- Bakır (Cu) ve demir (Fe) mineralleri içermemesi
4Maya
İlk ekmek üretimine ilişkin bilgiler M.Ö. 4000 yıllarında Babil'e kadar uzansa da ilk mayalı ekmeğin M.Ö. 1800 yıllarında Eski Mısır'da, hamurun tesadüfen kendi hâline bırakılmasıyla üretildiği bilinmektedir.
Mayalanma, hamurda hacim artışı ve karbondioksitin varlığıyla ortaya çıkar. Maya faaliyetinin en verimli olduğu sıcaklık 30–36 °C'dir.
Ekmek nasıl yapılır?
Yoğurma
Ekmek üretiminde ilk önemli işlem, hamuru oluşturmak üzere çeşitli maddelerin, karışımın her tarafına aynı elastikiyet ve yoğunluğu kazandıracak şekilde yoğrulmasıdır.
Fermantasyon
Yoğurmadan sonra hamurun belli bir süre mayalanması (fermente edilmesi) gerekir; hafif, yüksek hacimli ve kaliteli bir ekmek üretimi için fermantasyon şarttır.
Hamur işleme
Fermantasyon ile pişirme arasındaki sürede hamur şu işlemlerden geçer:
- Kesme
- Yuvarlama
- Ara fermantasyon
- Şekil verme
- Son fermantasyon
Pişirme
Pişirme sonucu hamur, sıcaklık yardımıyla kolayca hazmedilebilen aromatik bir ürüne, yani ekmeğe dönüşür. Ekmeğin ortalama pişirme sıcaklığı 220–245 °C, pişirme süresi ise ekmek büyüklüğüne bağlı olarak 18–20 dakikadır.
Ekmeklik unlar öğütme işleminden hemen sonra kullanılmaz. Yaz aylarında en az iki hafta, kış aylarında ise normal şartlarda üç hafta dinlendirilerek olgunlaştırılmaları gerekir. Bu dinlendirme sonucunda un oksidasyona uğrar, rengi ağarır; hamur kolay işlenebilirlik kazanır, mayalanma kabiliyeti artar ve daha kaliteli, verimli ekmek elde edilir.
Sofranın en temel besini
Ekmek, insan gıdalarının başında gelir. İçeriği, şekli ve tekniği değişse de bugün dünyanın her yerinde bilinmekte, üretilmekte ve tüketilmektedir; hemen hemen tüm insanlığın ortak yiyeceğidir. Ancak günümüzde ekmeğin de belli standartlarda üretilmesi ve belli kurallara uygun olarak tüketilmesi gerektiği ilgili çevrelerce vurgulanmaktadır.
Kişi başına günlük ekmek tüketimi 150 ile 700 gram arasında değişmektedir. Orta düzeyde bedenen çalışan bir erkek günde ortalama 450 gram, ağır bedenen çalışan inşaat işçileri ise günde ortalama 760 gram ekmek tüketmektedir. Genel olarak ülkemizde kişi başına günde yaklaşık 400–450 gram ekmek tüketilir; ülke genelinde kişi başına tüketilen enerjinin yaklaşık %45'i, proteinin ise %47'si ekmekten sağlanır.
Ekmekte A ve C dışındaki vitamin ve mineraller, enerji ve protein içeriğine oranlı olarak bulunur. Tam buğday unundan yapılan ekmeğin vitamin ve mineral içeriği, beyaz undan yapılan ekmeğe göre daha yüksektir; posası da daha fazladır. Kepekli ve çavdar ekmeğinin enerji değeri ise beyaz ekmekten daha düşüktür. Ekmekte bulunmayan A ve C vitaminleri, katıklar yardımıyla alınabilir; ekmek tek başına enerji ihtiyacını pratik olarak karşılayamaz.
Posa ve kepekli ekmek
Bitkilerin destek dokusunu oluşturan posa, sindirim sırasında enzimlerce sindirilmez; bağırsaklarda hacim oluşturarak hareketi sağlar ve artık maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Posanın en iyi kaynakları tahılların kabuk kısımları ve kuru baklagillerdir. Bu nedenle kepekli ekmeğin gereken miktarda yenmesi tavsiye edilmektedir.
Kepekli ekmeğin enerji değeri düşüktür ve insana doygunluk hissi verir. Kilo almak istemeyenlere beyaz ekmek yerine kepekli veya çavdar ekmeği önerilir. Kepek, vücut için gerekli çinko, demir ve kalsiyum gibi mineralleri bağlayarak biyoyararlılıklarını azaltabilir; ancak çalışmalar, mayalanma sırasında kepekteki fitatların parçalanarak bu bağlayıcı etkinin azaldığını göstermektedir.
Kabuğun gücü
Ekmeğin az bilinen özelliklerinden biri de kabuğunun zihinsel ve fiziksel performansa etkisidir. Okul çocukları ve fabrika işçileri üzerinde yapılan bir araştırmada, ekmek kabuğunun gün içindeki performansa etkisinin iç kısmından daha yüksek olduğu ve kandaki şeker düzeyini daha uzun süre koruduğu görülmüştür. Bu nedenle kabuğu bol ekmekler, hem fiziksel hem zihinsel efor harcayanlara tavsiye edilir.
Bu bölümdeki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır. Kişisel beslenme ihtiyaçlarınız için bir uzmana danışmanızı öneririz.
Ekmek neden bayatlar?
Gliadin hamura akıcılık, gluten ise elastikiyet kazandırır. Ekmek kalitesi için dinlenme odasında %80 nem ve 30–32 °C ısıya ihtiyaç vardır. Ekmeğin kabuk rengi ve içinin yumuşaklığı tüketicinin her zaman beğenisini kazanır; bu kalite zamanla yavaş yavaş bozulur ve buna bayatlama denir.
Bayatlama, ekmeğin bileşimini ve besin değerini etkilemez; ancak tüketim değerini düşürerek israfa yol açar. Mikroorganizmaların neden olduğu değişiklikler dışında kalan; ekmek içinin katılaşması, kabuk gevrekliğinin kaybolması ve taze ekmekteki aromanın yok olması gibi değişikliklerin tamamını kapsar. Ekmek kabuğunun yumuşayıp kayış gibi bir yapı kazanması da bayatlama olarak değerlendirilir.
Bayatlamayı geciktirmenin yolları
Gıdaları ilk günkü gibi muhafaza etmek çok zordur; ekmekte de bayatlamanın önüne tamamen geçmek mümkün değildir. Ancak bütün çalışmalar bayatlamayı geciktirmeyi hedefler.
- Buzdolabına koymayın: Ekmek, buzdolabı sıcaklığında (4 °C) daha hızlı bayatlar.
- Dondurmayı ölçülü kullanın: −18 °C'de bayatlama çok düşük düzeydedir; ancak uzun süreli saklama lezzet kaybına neden olabilir.
- Soğuduktan sonra paketleyin: Ekmek yeterince soğuduktan sonra, aşırı nem kaybına meydan vermeden ambalajlanmalı; buharlaşma nedeniyle küflenmeye fırsat verilmemelidir.
- Dilimleyerek tüketin: Hem bayatlamayı geciktirir hem de ekmek israfını azaltır.
- Bayat ekmeği atmayın: Soğuk ekmek “bayat ekmek” demek değildir; ısıtıldığında yumuşaklığını ve lezzetini yeniden kazanır. Kızartarak ya da geleneksel yemeklerde katık olarak değerlendirebilirsiniz.
Kurumunuzun günlük ekmek ihtiyacını birlikte planlayalım
Eskişehir'deki kurum ve kuruluşlara, market ve işletmelere düzenli ekmek tedariki için fabrikamızı arayın ya da teklif formunu doldurun.